violet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
violet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.11.2008

İstihbarat Raporu 002


Bu Girdinin Muhteviyatı



Haleti Ruhiye
(Yukarı Çık)
Durum:
Ne dinliyorum: Theory from the Closet
Ne okuyorum: Hiçbir şey
Ne izliyorum: Hiçbir şey
Ne oynuyorum: Hiçbir şey
Ne yiyorum: Rulokat
Ne içiyorum: Çay


Girizgah
(Yukarı Çık)
Blogu (oldukça) uzun bir süredir güncellemiyordum. Ama yeni bir güncellemeyle yeniden buradayım. Tabii kızgın olabilirsiniz, "öldün mü, kaldın mı, nedir" diyor olabilirsiniz. Haklısınız. Fakat söyleyebilecek bir şeyim olmadan blog girdisi yapmak arzusunda değildim.

Demişim bundan üç ay önce... Koskoca üç ayı sizinle hiçbir şey paylaşmadan, size hiçbir şey anlatmadan, adeta gerçeklikten solarak geçirmişim demek...
Dilenebilecek özür yok. Sunabileceğim tek mazeret "hayatın alacağı varmış, aldı" demek olabilir. Gerçi "aldı" deyip kesmek, olup bittiğini iddia etmek olur, o yüzden onu aldı değil, alıyor yapmak daha mantıklı.
Bu üç ayda SANCAK'la ve diğer projelerle alakalı ne yaptığımı merak ediyorsunuzdur, anlatacağım. Ama standart bir "özür dileme" girişi yapmazsam olmaz diye düşündüm. Hoş, ne kadar söz versem de, ne kadar "yazacağım" desem de bunun bir garantisi yok neticede.
Ama yine aynı şeyi söyleyeceğim: Yazacağım bir şey olmadan yazmanın anlamı nedir? Geçtiğimiz üç ay projeler açısından neredeyse hiçbir şey değişmedi. Bunun tek istisnası Project Red. Ama birazdan duyacağınız bazı şeyler oldu, konuyu hemen dertop etmeyelim...

Project Red
(Yukarı Çık)
Evet, dediğim gibi, en büyük ilerlemeyi kaydeden Project Red oldu. Fakat "aha da size oyun" gibi bir ilerleme beklemeyin. Oldukça ilerledi. Ve bu arada değişti de. İlk başladığımda yola çıktığım şeyden daha farklı oldu? Kötü mü? Hayır, tam tersine daha mantıklı olduğunu düşündüğüm değişiklikler yaptım. Ama orjinalinden farklı mı? Evet. Ama böyle daha güzel.
Ne aşamada peki? Güzel soru... Bir grup kart fikri daha bulsam "bitti bee" diyebileceğim bir aşamada Project Red. En azından "alfa test yapıyoruz, gençlik, toparlanın hele" diyebileceğim bir aşamaya gelecek. Test yapmadan eksikleri görmek mümkün değil neticede. Fakat kalbinizi güçlü tutun, efendiler, savaşa çok kalmadı...

Project Violet
(Yukarı Çık)
Violet'te çok bir gelişme yok esasen. Ama çok uzun zamandır projenin durmasına sebep olmuş bir hadise vardı, onu çözdüm. Yani "e bu var, bu da var, bu ikisi aynı anda nasıl olacak, biri eksik olunca öteki nasıl olacak" gibi bir soru soruyordum sürekli. Fakat benden önce gelmiş üstadlar bazı şeylerin cevaplarını çoktan vermiş... Ben de aradığım cevabı John Wick'in oyunu Houses of the Blooded'da buldum. Yani bulmuşum, iki gün önce aniden dank etti ve tren rayının önüne yığılmış taşlar altlarına döşenmiş bir kaç lokum dinamitle un ufak oldular. Dolayısıyla güzel haber: Bekleyin! Project Violet'in de ilerlemesi için önünde bir şey kalmadı. İlerlemeyle bitmeyi kast etmiyorum yalnız, göz önünde tutunuz lütfen.

SANCAK
(Yukarı Çık)
Uzunca bir süredir bir şey yazılmamasının temel sebebi: SANCAK'ta bir süredir pek bir şey yok. Bazen oturup bir kaç ekleme yapmış olabilirim. Büyük ihtimalle aklımdaki şeylerin bir kısmını yapmışımdır da. Fakat geçtiğimiz üç ayda hangi kısmı yaptım, hangi kısmı yapmadım, hiç hatırlamıyorum. O yüzden bununla alakalı bir rapor alamayacaksınız.
Ama...
Ama güzel bir gelişme var: "Yapılacak" listesinden eksilmiş bir madde değil ama bu sabah aniden zihnimde bir şimşek çaktı. Eski zırh sistemi oyunun işlemesini bir miktar yavaşlatabilecek bir hadiseydi. Fakat aklıma öyle bir fikir geldi ki o yavaşlığı giderip yerine bambaşka bir güzellik getirdi. Hem zırhların daha fazla çeşitlenebilmesini sağlayacak cinsten hem de hasar hesaplanmasını kolaylaştıracak cinsten. Ya da en azından şimdilik öyle görünüyor.
Daha önceki girdileri takip ediyorsanız hatırlıyorsunuzdur, hasar sistemini değiştirmiştim. Zırh sistemini de bu hasar sistemine uygun şekilde değiştirdim. Artık zırhlar standart bir miktar hasarı bloke etmek yerine, silahın hasar verme kapasitesini düşürüyor. Çok daha hoş olacak bence.

Derfel De'Swaer demiş ki:
Yorumlar
(Yukarı Çık)
En çok yorum alan yazımı öylesine sahipsiz bırakmışım ki, üzüldüm şimdi. "Umarım bu yazı daha fazla yorum alır" deyip (oradan gelen "çok beklersin"leri duymuyor değilim), yorumlarınıza geçiyorum arkadaşlar...

Her yeni girdide biraz daha heyecanlandırıyorsun bizleri. :)
Ve bu heyecanla daha da gaza gelerek projelerinin tamamlanmasını bekliyorum.
E zaten beklemekten başka yapabileceğim bi şey yok madem; ben de bekleyeyim o vakit.

Kolay gelsin. Fazla bekletme bizi :P

Derfel De'Swaer
Minas Tirith Kütüphane Görevlisi

Senin de fark ettiğin üzere, çok beklettim Ahmet. Daha da bekleteceğim sanıyorum. Ama sıkın dişinizi. Ben oyunlarımı terk etmiyorum. Siz de buradaysanız, hep beraber devam edeceğiz demektir...

Berker demiş ki:
Diğer projelerin detaylarını şiddetle merak etmekteyim. Sancak için ise savunma ve zırh detayları çok iyi ve mantıklı olmuş. Yaz bitmeden bir test yapabiliten varsa vallahi güzel olur gibi demekteyim. Bölgesel birim ekleyecekmisin bilemedim ama (eaa şöyle ki çöl tadında bir arazi olduğunda develi süvariler gibi.. evet çok detay ama işte..) bence güzel olabilir.. Hava koşulları gibi şeylerle de paralel bir şekilde güzel olabileceğini düşünmekteyim.

Bölgeye özel birimleri ben vermeyeceğim. Siz yaratacaksınız. Deve yaratmak için "hımm bir devede şu avantajlar ve şu dezavantajlar olur" deyip, devenizi yaratacak ve üzerine ne cins bir süvari istiyorsanız onu bindireceksiniz. Özgür bir oyun, ta en başından dediğim gibi. Orduyu milim milim siz yaratıyorsunuz. Bindirdiğiniz hayvan kaplan da olabilir, kurt da, keçi de. Hepsi size kalmış...
Diğer projeler... Evet ya. Diğer projeler bu blogun da artık çok "ortasında" olan bir şey haline geldi. Sanıyorum bir noktada bir "tasarım" blogu açıp, her şeyi oraya taşımam gerek. Yani hepsinin olacağı cinste bir yer. Bunu bilahare halledelim... (Hı? Ne? Yok. Yanlış duymuşsunuz... There is no such a conspiracy...)
Sana da kolay gelsin biraderim. Kurs murs, çok uzaklaştın bizden. Ama hepsi daha iyisi için, bilmiyor değilim...

Jake Argent
Şimdi... Başlık başlık bir şeyler diyeyim eğer diyecek bir şeyim varsa;

Yeni İsim;
Hoşuma kaçtı. İsim konusunda çok da takıntılı birisi değilim ama eskisinden güzel olduğu ve daha bir albenili olduğu kesin.

Diğer Projeler;
Project Red ve Orange, Violetten daha çok ilgimi çekti diyebilirim. Orange için esinlendiğin oyunu da merak ettim hatta. Evil Genius de lütfen! :)

Bunların beta testleri de olacaktır diye umuyorum.

Enerji ve Erke;
Daha önceki seferlerde (sanırım yüz yüze söylemiştim) konseptin bana biraz "mantıksız" geldiğini belirtmiştim. Şu hali ile: "mantıklı". Hatta öyle böyle değil, muhteşem neredeyse. Bir de Erke ve Maneviyat'ın (hala duruyor mu bilmiyorum ama) birbirine bağlı olabilecek şeyler olduğunu düşünmekteyim. Erke kaybeden ordunun maneviyatı yüksekse daha az etkilenmesi ama maneviyatı düşükse daha çok etkilenmesi gibi.

İstihbarat;
Yerinde bir yenilik olmuş. Ama bir yandan da ordunun istihbarat gücünün ayrı bir şekilde belirlenmesi gerektiğini düşündüm. Her ordunun istihbaratı olamaz gibi geldi. Ama sanırım "ordu tipi" gibi bir kavram yok Sancak'ta.

Savunma;
Eskiden "Saldıran kazanır" idi. Şimdi yeniliklerle beraber "düzgün taktik yapan kazanır" yolunda ilerliyor. Ki bu iyi bir yön demek.

Teşkiller;
Daha fazla bilgi istiyorum efenim.

Son olarak da;
Beta test var mı? Bana sanki bir Beta için çok ılımlı bir dönemece girilmiş gibi geliyor niyeyse...

Ceki, sağol yazdıkların için.
İsim güzel oldu fakat kullanılamadı çok. Ama olsun, devam ediyoruz. Elbet daha kullanılacak bol bol.
Projelerle alakalı bir şey söyleyeceğim sadece: Project Orange, Evil Genius'tan esinlenmedim... Onunla alakalı bir şeyler geliştikçe size haber vereceğim, merak etmeyiniz. Ve elbetteki testlerini yapacağız.
Teşkillerle alakalı daha çok bilgi izleyecek zaman içinde. Ortaya çıktıkça size anlatacağım.
İstihbarat'la alakalı olarak da, evet, SANCAK'ta ordu tipi yok. Ama düşüncende bir yanlışlık var bence: Her ordunun istihbaratı vardır. Yani süper düper usta casuslardan oluşmayabilir ama yürüyen ordularla alakalı bilgiler insanların kulağına gelir. İşte bu, bu bilgileri kapsıyor.
Beta test, "Yapılacak" listesi eridiği zaman, tüm gelişmelerin ne hale geldiği daha rahat şekilde gözlenebilecek bir haldeyken yapılacak.

Ertuğrul Öztürk demiş ki:
Açıkçası, bunda olduğu gibi, bir girdiyi okurken "evet oldukça gelişme olmuş son girdiden bu yana" dedirten bir 'blog' ile bizi selamladıktan sonra ne kadar beklettiğinin çok önemi yok (ha bu bekletebilirsin anlamına gelir mi, bilemem :) ). Dolayısıyla 'söyleyecek birşeyim olmadan blog girdisi yapmamak' arzunu sonuna kadar destekliyorum.
Annemin tiramisusunu özlemişim bir kurcalayayım ben o konuyu :D.
Neyse, sıradan devam edeyim yorum yapmaya.
İsim bence Sancak'ın konseptine uygun, hoş olmuş.
Diğer projelerle ilgili bilgilendirmeler iştahımı ve merakımı artırmak konusunda çok başarılılar, devamı ve projelerin potansiyeli konusunda müthiş ümitliyim zaten.
Enerji ve erke, daha önceki girdilerin yorumlarında da bahsedilen birçok fikir açısından çok yararlı olabilecek eklentiler (hava şartlarına göre yıpranan üniteler vb.), özellikle zırhların harcanan enerjiyi artırmak yerine toplam enerjiyi azaltması hızlı ve pratik oynanışa çok yararlı olacak bir fikir.
Zırhlardaki değişiklikler ve savunma teşkil ve istihbarat eklentileri ile birlikte enerji ve erke sistemi oyunu daha da stratejik hale getirmişler, oyun dışında/öncesinde yapılmış kalıp taktikleri yıkacak ve komutanı öne çıkaracak değişiklikler olarak gözüme çarptılar.
Gittikçe daha bir oynayasım geliyor sancak'ı, çünkü benim oynadığım zamandan bu yana bambaşka bir oyun oldu adeta, yeni halinin oynanışını çok merak etmekteyim. Eğer yeni testlerle ilgili bir planın varsa onun da merak ettiğim bir konu olduğunu söyleyeyim.
Sevgiler ozanım.

Yeni testler elbet olacak. Hatta yazması bitince büyük ihtimalle testlerden evvel bir kaç insana gönderip "okuyup bir bakın bakalım" da diyeceğim.
Tüm yorum ve destek için teşekkürler /b/irader.

Melih Yılmaz demiş ki:
Ben bir önceki girdiye süper yorum yazdımdı sanki diye hatırlıyorum ama öyle değilmiş. Niye değilmiş bilmiyorum. Şimdi insanları özendirmek, ağızlarını sulandırmak falan olmasın ama ben o projelerin hepsinin iç yüzünü biliyorum. Patlayınız efenim. Niye biliyorum? Ozan beni daha çok sevip sizi hor gördüğü için değil tabi ki. Bazı nedenleri var (Nıhaha!) ve yakında da çok hoş bir şekilde karşınıza çıkacak (Nıhahahahaha!). Genel olarak az yorum yazmamın nedenini şu blog girdisi yapılmadan haftalar günler önce Ozan'ın zaten bunları bana anlatması ya da bahsetmesi ve benim halihazırda bu durumlara çoktan yorum getirmiş olmam olabilir. Fakat bu yine de terbiyesizlik yapıp şuraya üşenmeden bir iki mesaj yazamayacağım anlamına gelmez. :D

Ozan yeni gelişmeler (her ne kadar bilsem de. Nıhahaha) gerçekten çok güzel. Özellikle Sancak'la ilgili olarak Zırh mantığını ve enerji mekaniğini çok sevdim.

Bir de artık bişeylerle ilgilensek yavaştan diyorum Ozan! :D

Başlayalım. Başlayalım, yapalım. Bu tarz şeyler...

Semih Çağatay demiş ki:
Kart oyunlarının Sancak-Komutan'dan erken biteceğinden eminim. Çünkü Sancak-Konutan bitmeyecek gibi görünüyor :) Oyun sonsuza kadar gelişecek gibi bir his var içimde :) Ama bundan şikayetçi değilim tabi. Eğer olurda durmaya karar verirsen güzel bi oyuna sahip oluruz :) Ya da test oyunlarında sürekli gelişen bir oyunu oynamış oluruz :)

Kart oyunları konusunda da; eğer oyunları Türkçe yapmayı düşünüyorsan belki de kart oyunlarına senin sayende başlamış olacağım :)

Merakla ve heyecanla bekleyenler arasındayım.. Bir de oyunları beklemeyi bıraktım.. Ben yeni blogları bekliorum :)

Abartmayalım diyecektim ki, demeyeyim. Zira epey beklediniz. Hakkaten çok beklediniz. Madem alıştınız, biraz daha bekleyin. :)

Mantus demiş ki:
İşte her nekadar bağımlı olsamda teknoloji özürlüsü ben :) Biraz evvel çok cici bir orum yazmıştım ama üyelik gerekliliğimiş ıvırmış zıvırmış gitti neyse saçmalamayı kesip konuya gireyim :)

Bu blog üzerindeki ve sitedeki tüm sancak yazılarını okumuş hatta bir yenisini heycanla beklemiş olmama rağmen büyük bir terbiyesizlik ve üşengeçlikle yorum yazma işini şu ana kadar geciktirdim(evet ayıp etmişim benim gibi olanlar bence hemen yorum yazmaya başlasınlar:) )İnşallah bu başlangıcın ardıda gelir şimdi kendimi bırakabilirsem sancak hakkındaki yorumlarıma geçicem
Dedimya uzaktan yazılarlada olsa takip etmeye çalışıyorun sancağı ve anladığım kadarıyla sürekli daha iyiye doğru bir gelişim içinde.Ama merak ediyorum bu gelişim içinde gelen yeni kurallar sistemi yavaşlatabilir mi? bu konuda ozanın büyük bir dikkati mevcut yinede sormak istedim
Diğer projelere gelince onlarda kendi içinde pek güzeller ama kart oyunları Türkçemi olucak.Bunu merak ediyorum çünkü kart bazlı oyunlarda enbüyük çilem ingilizce olmalarıydı (Bu yüzden hiç kart oyunu oynamışlığım yok gibi)...Yeni İstihbarat Raporlarını merakla bekliyorum

Sen bekledin ama ben yazamadım be kardeş. Neyse, bundan sonra bu şekil olmaz umuyorum. Halledeceğiz, yavaş yavaş olacak. Ama yorum yaz, zira önemli bir ayrıntı. İlke olarak: bu sayfada şimdiye kadar duyurulan tüm oyunlar Türkçe olacak. Her biri. O yüzden kafanıza bu kısmı takmayınız. Oynayacaksınız güzel güzel. İsimlerinin İngilizce olması o şekilde yumurtlamamdan kaynaklanıyor. Yoksa oyunların orjinal isimleri de Türkçe olacak...

Ozgun demiş ki:
abi oyun git gide daha ayrıntılı ve dolayısıyla daha mantıklı oluyor. korkarım oyun kart oyunu olarak oynanmak için çok zor olucak :(
ya da satranç tadında bir move'un uzun sureler aldıgı bır oyun olucak ve bır savas gunler surecek :S
ya da bir bilgisayar oyunu olucak ve zevkle oynayacagız. (ben kart oyunu seklınde de baya zevk alarak oynarım zira hesap yapmayı cok seven bi bunyeyım o ayrı :)
ayrıca berkerin bölgeye özel birim fikri hoşuma gitti.

Ama oyun kart oyunu değil. Yani o kart oyunları başka projeler. Nasıl yani? Bir iletişimsizlik mi var aramızda Özgün? Olmuş sanki. Çünkü kart oyunları ayrı. Bu savaş oyunu. Gibi gibi...

Pegasusdi demiş ki:
Evet, ben de bir mini yorum ekleyecektim ama bu zamana kalmış. Yeni blog başlığı ile ilgili yorumumu kendisine iletmiştim ama tekrarlamaktan zarar gelmez herhalde. Hakkaten her halükarda diğerinden çok daha iyi olmuş. İstihbarat eğlenceli. 001,002..007 felan karizmatik şeyler ama gene de sayalım sayalım diyorsun, peki. Eline sağlık ve de rengarenk projelerde kolaylıklar...

Sayı saymak güzel. Bir de matematikle aram iyi değil ya, geliştirir belki umuduyla böyle sayı sayı yapıyorum başlıkları :) Efendim teşekkürlerimi sundum. Malum bu yeni isim bir bakıma sizin eseriniz zaten.

Son Deyiş
(Yukarı Çık)
Sadece yorumlar ve cevapları yüzünden uzun görünen bir girdi oldu. Esasen pek uzun değil. Ama bundan sonra yine uzunca aralar vermeden uzun uzun girdiler yapmak dileğiyle diyorum.
Benim buraya yazacağım bir kaç şey vardı ama unutmuşum bu arada. Bu girdinin yazılışı bir kaç (sayı vermek gerekirse üç) fazda gerçekleştiğinden böyle olmuş olabilir. İnsanın yazacaklarının notunu alması iyi bir fikir olabilir. Ama bu unuttuklarım aklıma geldiği an ufak bir girdiyle size yeniden bildiririm.
Her seferinde bu sözü yeniden veriyorum ama tekrarlayacağım: Arayı bu kadar açmadan tekrar görüşmek dileğiyle...

10.08.2008

İstihbarat Raporu 001


Bu Girdinin Muhteviyatı



Haleti Ruhiye
(Yukarı Çık)
Durum: Blue
Ne dinliyorum: Cowboy Bebop OST
Ne okuyorum: Savaş Sanatı
Ne izliyorum: Trinity Blood
Ne oynuyorum: Gruntz
Ne yiyorum: Tiramisu
Ne içiyorum: Çay


Girizgah
(Yukarı Çık)
Blogu (oldukça) uzun bir süredir güncellemiyordum. Ama yeni bir güncellemeyle yeniden buradayım. Tabii kızgın olabilirsiniz, "öldün mü, kaldın mı, nedir" diyor olabilirsiniz. Haklısınız. Fakat söyleyebilecek bir şeyim olmadan blog girdisi yapmak arzusunda değildim. Bu sebeple ne zaman elim blog yazmaya gitse "dur önce yapılacaklar listesindeki şunu yapayım, akabinde blog yazarım" dedim kendime ve neticede de yapılacak "şu"lar hiç bitmedi. Şimdi şimdi, o liste epey eriyince kendimi blog girdisi yapmaya ikna edebildim. Bu girizgahın ardından yayın akışımıza geçiyoruz:

Yeni İsim
(Yukarı Çık)
Blogu takip edenlerin bildiği üz're bir süredir "blog güncellemesi gün.ay.yıl" konseptli başlığı değiştirmek arzusundaydım. Bunun temel sebebi de Didem'in (tam olarak böyle olmasa da) "bu ne biçim başlık arkadaş" demiş olmasıydı. Kendisiyle yaptığımız bir konuşmada "bu olmasın da ne olursa olsun" dedi. Bunun üzerine önce bir başka isim kullanmayı düşünmüştüm. Fakat o ismi ait olduğu başka projelere saklamaya karar verdim. Bu sebeple, oyuna kattığım yeni bir özellikten yola çıkarak "İstihbarat Raporu" demeye karar verdim. Umarım bu isim kalıcı olur.
Hayır o başka projelere ayrılacak ismi öğrenemezsiniz. Hayır o başka projelerin ne olduğunu da öğrenemezsiniz. Henüz tabii...
Her şeyin zamanı gelecek. Sabır, ey okur, sabır...

Diğer Projeler: Violet, Red ve Orange
(Yukarı Çık)
Bir önceki blog girdisinden bu yana gelişen yegane şey SANCAK olmadı tabii. Esasen Project Violet'te bir gelişme yok. Ama iki yeni proje var: Red ve Orange. Bütün bunların neler olduğunu, ne yapmayı planladığımı merak ediyor olabilirsiniz. Hepsini zaman içinde öğreneceksiniz, hiç merak etmeyin. Ama şimdilik bu projelerin neler olduğunu bilmekle yetinin:
Project Violet: Oyuncuların günümüz dünyasında ödül avcılarını oynadığı zarsız bir rol yapma oyunu sistemi. Bir oyun yöneticisi gerektiren ve kollektif amaçları gözeten, epey bağımsız bir oyun.
Project Red: Bir geleneksel kart oyunu1. Bununla ilgili çok fazla ipucu vermek istemiyorum. Ama şu kadarını söyleyebilirim: Tamamlanmaya SANCAK'tan daha yakın. Ya da projenin ısısı içinde bana öyleymiş gibi geliyor.
Project Orange: Şu sıralar takık vaziyette oynadığım bir bilgisayar oyununun kart oyunu haline getirilmiş hali. Bu da oldukça basit fakat oldukça eğlenceli bir oyun olacak. Henüz geleneksel mi biriktirilebilir2 mi olacağına karar vermedim. Büyük ihtimalle geleneksel. Çünkü ücretsiz dağıtılan bir oyunda biriktirilebilir kart oyunu yapmanın bir manası pek yok. Ne de olsa herkes istediği kardı indirip basabiliyor. İstediğiniz desteyi düzenlemeniz oldukça kolay. Nadir nesnelerin nadir kalabilmesi için geleneksel olması en mantıklısı.
Henüz yalnızca fikir aşamasında olan bir proje daha var. O yüzden onu henüz açıklamıyorum bile...

Wiki
(Yukarı Çık)
Wiki ile ilgili çalışmalar tam gaz devam ediyor. Öyle ki, wikiye özel ilk yan kaynak olan "silah yaratma kılavuzu"nu neredeyse tamamladım. Bu belge ne işe yarıyor? İsminden de anlaşılabileceği üzere, istediğiniz silahları yaratmanıza olanak veriyor. Zırhlar için de benzer bir belge hazırlamayı düşünüyorum. Aslında, sizlerden biri de yapabilir. Böyle bir şey yapmak isteyen varsa benimle iletişime geçsin lütfen.

Enerji ve Erke
(Yukarı Çık)
Sun Tzu'nun Savaş Sanatı kılavuzluğunda yeni bir şey girdi SANCAK'a: Enerji. Bunlar yapı-olmayan, yani canlı birimlerin, yani piyade ve bineklerin sahip olduğu bir nitelik. Normal ilerlemeden daha hızlı bir şekilde ilerlediğinde ya da saldırdıklarında birimler enerji kaybediyorlar. Bir noktadan sonra da yoruluyor ve tükeniyorlar. Böylece birimleri "taze" tutmak; daha az manevrayla, daha yıpratıcı olmaya çalışmak önem kazanıyor.
Bu nitelikle birlikte, SANCAK'a daha da fazla "kaynak kontrolü" özelliği de ekleniyor. Tabii ordu, birimlerin ilerlemesi ve saldırmasıyla da bir şeyler kazanıyor. Yani ne kadar etkili manevralar yaparsanız, ordunuz o kadar güçlü olmaya başlıyor. Nasıl ki, akmaya başlayan çığın önünde durulması imkansızsa, ordunuz da yeterli miktarda enerji harcayıp erke kazandıkça önünde durulması öyle imkansız hale gelir. Tabii bu arada birimlerinizin yorulmamasını gözetmek de önemli bir şey.

Zırh Üzerine
(Yukarı Çık)
SANCAK'ın eski halinde birimler koca koca plaka zırhlara sahip olabilir ve buna rağmen bir ceza almadıkları gibi dehşet bir hasar verilemezlik gücüne kavuşuyorlardı. Fakat bunu bir miktar değiştirdim. Artık ağır zırhlar birimlerin hızını azaltıyor ve azami enerjilerini düşürüyor. Böylece ağır zırhlı bir birim, zırhsız bir birime göre daha yavaş ve daha kolay yorulabilir oluyor.
Zırhların bu özelliğiyle birlikte iki yeni avantaj da oyuna katılıyor: Zırh Eğitimi ve Ağır Zırh Eğitimi. Bu avantajlarla birimin zırh tarafından değiştirilen enerjisinde bir düzelme olmasa da, ağır zırhların hız cezası biraz da olsa azaltılabiliyor. Ama zırhlı birimlerin hiçbir şekilde zırhsız veya hafif zırhlı birimler kadar hareket kabiliyetine sahip olabileceğini düşünmeyin.

İstihbarat
(Yukarı Çık)
Gelelim bu yeni blog isminin de kaynağı olan yeni kurala. İstihbarat kuralı tamamen isteğe bağlı bir kural. Uygulayıp uygulamamak oynayanlara kalmış. Kullanımı da oldukça kolay. Savaş başlamadan önce komutanlar, kumandanlarının yeteneği kadar zar atıyorlar. En yüksek atan kazanıyor doğal olarak. Ve iki taraf da, kazansa da, kaybetse de rakibin bir kaç biriminin özelliklerine bakabiliyor. Tabii kazanan daha fazla birime bakma hakkına sahip.
Bu kural için bir de yeni kumandan özelliği var: Güçlü İstihbarat. Bu kumandan özelliğiyle rakibinizin istihbaratından daha güçlü bir istihbarata sahip olmanız sağlanıyor.

Savunma
(Yukarı Çık)
SANCAK'ta eskiden etkin bir şekilde savunma yapmak mümkün değildi. Yani ne olursa olsun birimlerin sabit bir savunmaları vardı. Ve üzerlerine hücuma kalkan bir birime bir şey yapmak gibi bir durumları yoktu. Fakat artık birimlere "savunma emri" vermek mümkün. Bu emirler etkin savunma ve alan koruması. Bir de artık savunma hattı oluşturmak gibi bir opsiyon mevcut. Detaylarına bakalım:
Etkin Savunma: Birime mevzilenerek etkin şekilde kendilerini savunma emri verilmiş olur. Bu şekilde birim kendine saldıran bir birime karşı saldırı yapabilir ya da kendisine karşı hücuma geçmiş bir birime menzilli silahlarla saldırabilir veya karşı saldırı yapmayı seçebilir.
Alan Koruması: Bu daha ziyade menzilli saldırıya sahip birimlerin yapabileceği bir savunma cinsi. Birimler yalnızca kendilerini değil, bir alanı koruma emri alıyorlar. Böylece etkin saldırı alanı içine giren herhangi bir birime saldırma hakkına sahip oluyorlar.
Savunma Hattı: Bu bir emirden ziyade bir durum. Bir grup birimi yan yana dizip bir savunma hattı oluşturduğunuzda geçilmesi daha zor bir savunma elde edersiniz. Bu şekilde yerleştirilmiş birimler daha cesur ve kontrollü olmaya meyillidir.

Teşkiller
(Yukarı Çık)
Daha önce birimlerin formasyonlara sahip olmasıyla ilgili olarak konuşmuş fakat nasıl yapacağımı çözemediğimi söylemiştim. Artık bir fikrim var ve bu olayın adı da "teşkil". Şu an birimler beş farklı teşkilden birine sahip olabiliyorlar. Tabii henüz isimleri yok bu teşkillerin fakat özellikleri belli. Bu özelliklere yönelik olarak isim vermek de çok zor değil. Daha fazla teşkil yaratmak da çok zor değil sanıyorum. Tabii yalnızca rakamsal bonus ve ceza sağlamanın ötesinde bir şeyler kazandırabilecek teşkiller de yapmam gerek sanıyorum. Fakat bu Komutan'da olur mu, onu henüz bilemiyorum.

Yorumlar
(Yukarı Çık)
Bir önceki yazının üzerinden çok uzun zaman geçmesine rağmen yorum sayısı en düşükte filan kaldı sanıyorum. Ama bu benim yorumlara yer ayırmayacağım anlamına gelmiyor elbette.
Erol'un yorumuna bir şey diyebileceğimi sanmıyorum. Zira SANCAK'tan ziyade makinaların yükselişi üzerine söylenmiş bir şeydi. Ama yine de emek harcayıp bir şeyler yazdığın için teşekkür ederim Erol. En azından birilerinin okuduğunu bilmek önemli bir şey.

Ama Ege'nin yorumuna cevaben bir şeyler yazabilirim...
Uzun zamandır okuyorum blog u ve fakat bir şeyler düşünüp katkıda bulunacak zamanım olmadığından sadece izleyici olabiliyorum..
Sancak, teste katıldığımdan beri çok değişmiş ve gelişmiş olsa da zaten görüp sevdiğimiz sarıp sarmaladığımız bir oyun tadında..
Ancak zarsız sistemini merak ettim..Project Violet hakkında daha detaylı yazılar yazacak mısın yoksa onu tamamen hazır oluşuna kadar gizli mi tutmak istersin bilemedim tabii..Ancak görürsem burada, pek de zevkle ve merakla okurum..
Abi söylemeden edemedim, süper bir azimle çalışıyorsun.. Feci derecede takdir ediyorum..

Sevgi, saygı..
[Noshpheratu]

Öncelikle, zamanını ayırıp yorum yazdığın için sağol Ege. Zira yoğunluğunun farkındayım. SANCAK, siz oynadığınızdan beri acayip bir hale geldi, apayrı bir görünüme büründü adeta. Ama yine de özü, mekanikleri aynı. Bir sonraki play-testlerde yakından görme fırsatı bulursun umuyorum.
Project Violet hakkında, tıpkı diğer projeler hakkında olduğu gibi, zaman zaman yazılar yazacağım. Ama büyük ihtimalle bu blogda yalnızca ufak tefek bilgilendirmeler dışında yer almayacaklar. Başka bir yerlerde (hehhehheh) kendileri hakkında uzun uzun yazılıp çizilecek ama, orası kesin. Zaten bu blog girdisinde projelerin ne olduklarıyla alakalı (az da olsa) bilgiler mevcut. Tatmin edicilikten uzak olduklarını sanıyorum. Ama meraklanmaktan bir zarar gelmez.
Pek azimli olduğum söylenemez esasen. Üşengecim daha ziyade. Ama kendimi iteleyip kakalayıp bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Yorum için tekrar teşekkürler, Ege.

Son Deyiş
(Yukarı Çık)
Uzunca bir yazının ardından yine sonlandırıyoruz. Bu sefer arayı bu kadar uzatmayacağım. Gerçekten. Yani umarım. Uzatmamaya çalışacağım en azından. Buraya kadar sabırla okuduğun için teşekkürler, ey okur. Ve lütfen, aşağı kısa da olsa, bir yorum bırakmayı unutma. Ve bil ki, bu blogu takibin çok takdir edilen bir şey. Zira okumuyor olsanız, ne bu blog, ne de SANCAK olurdu...



Dipnotlar
1- Geleneksel Kart Oyunu: (ing. Traditional Card Game) Oyuncuların ortak bir desteden kart çekerek oynadıkları kart oyunu. (geri dön)
2- Biriktirilebilir Kart Oyunu: (ing. Collectible Card Game) Oyuncuların kart biriktirerek istedikleri şekilde deste yapılmasına olanak veren kart oyunu. (geri dön)

29.06.2008

Blog Güncellemesi: 29.06.08


Bu Girdinin Muhteviyatı



Haleti Ruhiye
(Yukarı Çık)
Durum: Bitkin
Ne dinliyorum: Black Lagoon OST
Ne okuyorum: The Forge makaleleri
Ne izliyorum: Last Exile
Ne oynuyorum: Battle for Wesnoth
Ne yiyorum: Şu an hiçbir şey
Ne içiyorum: Çay


Giriş
(Yukarı Çık)
Yine uzun bir aradan(11 gün) sonra yine bir aradayız. Evet, bu gönderileri daha sık hale getirmeyi başaracağım ama sanıyorum henüz değil. Ama olacak. Şehir dışında olduğum için bir süre blog girdisi olmayacağını zaten bir önceki girdide söylemiştim. Her ne kadar dönüşümün üzerinden zaman geçmiş olsa da, yazacak pek bir şeyim olmamasından dolayı, girdi bugüne kadar ertelendi.
Ama işte şimdi burada, hazır olun, başlıyoruz...

Project Violet
(Yukarı Çık)
Önce SANCAK'la alakasız konulardan konuşalım. Sonra hızla alakalı hadiselere geçeceğiz. Yine bir önceki blog girdisinde bahsettiğim Project Violet tam gaz devam ediyor. Evet, hala tüm notları özenle mor kalemle alıyorum. Yine epey not birikmeye başladı. Ama bu sorun değil, onlarla yaşamaya alıştım... Sanırım...
Oldukça "değişik" bir şey olacağa benziyor. Nereye yönleneceği, nasıl bir şey olacağını zaman içinde göreceğiz.

Kendini Kopyalayabilen Robot
(Yukarı Çık)
Pekala, bu konunun da SANCAK'la hiç alakası yok ama yine de paylaşmadan duramazdım. Şimdi, şu sayfaya bir bakın. Ne görüyorsunuz? Evet...
Tamam, teknolojik gelişme güzel bir şey, işimizi kolaylaştırıyor, güzel oluyor, şu bu. Ama kendi kendini kopyalayabilen bir robot üretmenin manası ne? Hayır bir yandan Yapay Zeka araştırmaları yapıyor olmasak neyse. Ya da ne bileyim, Tekillik teorisi diye bir şey var olmasa, yine neyse. Bu "makinelerin yükselişi" denen şeyden korkan bir tek ben mi varım?..

Aşikârı Belirtmek
(Yukarı Çık)
Erol'un bir önceki blog girdisine yaptığı yorum üzerine bir şey söylemek istiyorum. İlgili yorumda, bence çok mantıklı ve benim hiç aklıma gelmemiş bir fikir öne sürmüştü(kendi ifadesiyle: "soğuk/sıcak hava koşulları ordunun savaşmasına doğrudan değil de dolaylı bir etkiye sahip olduğundan, mesafe kat ederken daha fazla yorulması"). Ve bunun hemen ardından da aklına pek de bir fikir gelmediğini söylemiş. Bence bu süper bir fikir ki dediğim gibi aklımın ucundan bile geçmemişti.
Buradan derhal şuna geçeceğim: Yorumlarda sizin için aşikâr olan şeyleri söylerseniz, "ya adam bunu nasıl olsa düşünmüştür hocam" diye düşünmezseniz gerçekten muhteşem olur. Çünkü neticede o sizin için apaçık olan şey, ben apayrı yerlere yoğunlaşmış olduğumdan benim gözümden kaçıyor. Beyin fırtınasının en önemli kuralı: aklınıza geleni söyleyin...

Binekler
(Yukarı Çık)
Melih biraderim, bir önceki blog girdisine yaptığı yorumda bineklerin her birinin ayrı ayrı yaratılmasının işi çok yavaşlatacağıyla alakalı bir kaygısı olduğunu söylüyordu. Kısmen haklı ama konuyu biraz açıklığa kavuşturmak adına:
Mevcut sistemde zaten bütün birimler ayrı ayrı yaratıldığından, bineklerin de ayrıca yaratılması çok sorun teşkil edecekmiş gibi gelmiyor bana. Bir de tabii, bir kez bir bineği üretince, sınırsız kere kopyalamak sorun değil, neticede her şeyi belli.
Ayrıca "hazır binekler" gibi bir şey içerecek kural kitabı. Yani at, midilli, fil, kurt gibi sıradan(!) ve standart(!) binekler hazır olarak olacak ve şablondan olduğu gibi kopyalanıp kullanılabilecek.
Ordu yaratımı yavaşlayabilir mi? Muhakkak yavaşlayabilir. Ama çok yavaşlayacağını da sanmıyorum bir yandan.

Gelişmeler
(Yukarı Çık)
Daha evvelden bahsettiğim üzere zaman ve hava durumuyla ilgili kuralları yazmayı düşünüyordum. Kendi fikirlerim ve sizin yorumlarınız doğrultusunda bu kuralları yazmayı tamamladım. Bir miktar düzenleme gerektireceği muhakkak. Ama şu an itibariyle hoş görünüyor. Bir de bu kurallarla birlikte tüm hazır senaryolarda bir "zaman ve hava durumu kartı" verme fikrine sahip oldum. Tüm ilgili kural ve durumların yer aldığı, haritanın hemen yanına yerleştirilecek ve dolayısıyla sürekli göz önünde bulunacak bir kart olacak bu. Bir de tabii oyun da tüm seçenekler için bu tarz jenerik kartlar içermeli. Hoş olacak diye umuyorum. En azından hayal edince hoş.
Bu arada, bir önceki girdide bahsettiğim yeni "durum"u oyuna ekledim. Hoş oldu. Daha bir taktiksel detay kattı oyuna. Bu konuyla alakalı olarak bir de "durum fişleri"(token) hazırlamam gerek bol bol.

Tarz Kılavuzu
(Yukarı Çık)
Bu fikir aklıma yeni geldi. Ne yazık ki sorunlu bir insan olduğumdan ve de yine ne yazık ki insanların SANCAK için ek kaynaklar üreteceğine umutsuzca inandığımdan dolayı bu projeyi gerçekleştirme kararı aldım.
Nedir bu "Tarz Kılavuzu"? Derhal açıklayayım efendim: SANCAK'a ek kaynak, senaryo, ek kural ve benzeri şeyler üretmek insanlar için, adı üstünde, bir tarz kılavuzu olacak. Yani çeşitli kaynakların neleri içermesi gerektiğinden tutun da bu içeriklerin nasıl ifade edilmesi gerektiğine kadar bir kılavuz metni. Bu ne işe yarayacak? Birileri bir ek kaynak hazırladığında bu işin daha tam ve diğer ürünlerle daha uyumlu görünmesini sağlayacak. Bir de tabii insanların kafasındaki "yapmak istiyorum ama içinde ne olmalı" sorusunu yanıtlamalarını sağlamak gibi bir misyonu var.
Bunu henüz tam olarak nasıl gerçekleştireceğimi bilmiyorum ama sağda soldaki çeşitli tarz kılavuzlarından feyz alacağım sanırım. Her ne kadar feyz alınacak bir şeyler içermiyor olsalar da umudum var.

Son Sözler
(Yukarı Çık)
Geldik bir blog girdisinin daha sonuna. Yorumlarınıza tek tek yanıt veremedim zira yatacağım. Bir sonraki güncellemeyi bir önceki ve bu girdiye gelen yorumlara ayıracağım.
Şu "blog güncellemesi" ismine bir şey hala bulunamadı, artık umutsuzluğa mı kapılmalıyım, bilemiyorum. Didem?..
Şu an aklımda başka bir şey yok sanıyorum. Bir sonraki görüşmemize kadar kendinize iyi bakın ve bize ayarlı kalın.



Dipnotlar
Dipnot yok...

18.06.2008

Blog güncellemesi: 18.06.08


Bu Girdinin Muhteviyatı



Haleti Ruhiye
(Yukarı Çık)
Durum: Mahcup
Ne dinliyorum: Abney Park
Ne okuyorum: Medya Abideleri
Ne izliyorum: Hiçbir şey
Ne oynuyorum: Styrateg
Ne yiyorum: Makarna
Ne içiyorum: Çay


11 Günlük Ara
(Yukarı Çık)
Ben yine günlerdir bir blog girdisi yapmadığımı fark ettim. Boşuna dememiş kefereler tempus fugit1 diye. Bu geçtiğimiz günlerde finallere çalışmalarım bittikten sonra, son bir haftada neler yaptığımı bu postun geri kalanında konuşacağız.
Bir de, bundan sonra da yaklaşık bir hafta boyunca bir blog girdisi olmayacağını peşinen söylemek isterim. Ankara'da olmamam sebepli olarak internet erişimim kısıtlı olacak ve blog yazmaya zamanım olabileceğini pek sanmıyorum.
İçindekiler'in formatını değiştirdim. Böyle mi daha iyi olmuş, yoksa bir önceki halini mi tercih ederdiniz? Bu konuyla ilgili bir şeyler söylemek isteyen varsa, dinlemeye hazırım.
Bir de gördüğünüz üzere yukarıda dA'dan çalınmış bir "haleti ruhiye"(mood) kısmı koydum. Deviant Art'da günlük yazan bir insan değilim ama bu özelliğini beğeniyordum. Yazılanlara daha bir "kişilik" katıyor çünkü, o satırları yazanın da bir insan olduğunu hatırlatmada ciddi bir rol oynuyor bence. Bu yüzden bundan sonraki girdilerde de görmeyi bekleyin. Çok ters bir tavır almazsam devam ettirmeyi düşünüyorum zira.
Her neyse. Hazır olun, başlıyoruz...

Firefox 3
(Yukarı Çık)
Bu konunun SANCAK'la hiçbir alakası yok ama bahsetmeden geçemeyeceğim. Bugün itibariyle özgür kodlu internet tarayıcısı FireFox 3 piyasaya sürüldü. Sürümünüzü güncelleyin, Firefox 3'ü buradan indirin. Özgür açık kaynak koda tam destek...

Project Violet
(Yukarı Çık)
Bu konunun da SANCAK'la doğrudan bir bağlantısı yok ama bundan da bahsedeceğim. Çünkü SANCAK'ı dolaylı olarak muhakkak etkileyecek. Dün itibariyle yeni bir oyun tasarlamaya başladım. Bu defa bir rol yapma oyunu. İki kişi hakkında bir şeyler biliyor. Konsept süper görünüyor. Bakalım mekaniğinde zar olmayan bir oyun hakkında neler düşüneceksiniz. Tabii tamamlanması çok kısa bir sürede olmayacak Project Violet2'in. Ama SANCAK kadar uzun sürmeyeceği kesin. Çünkü o kadar ciddiye almıyorum. Bir de oyunun adı "Project Violet" değil. O projenin ismi. Oyun ortaya çıktığında çok başka bir isme sahip olacak. Bu isimle anıyor olmamın tek sebebi, kendisiyle ilgili aldığım notların tamamının mor kalemle yazılması. Hoş bir denk gelme durumu bence... Onunla alakalı bir gelişme olunca yine buradan arsızca duyurular yapacağım, haberiniz olsun.

Wiki
(Yukarı Çık)
Wiki, blog'un demirbaşı haline geldi. Artık neredeyse bütün blog girdilerinde geçiyor. Daha ortaya çıkmadan meşhur oldu. Herneyse. Geçtiğimiz günlerde Wiki, iyice yüzüne bakılır hale geldi. Büyük ihtimalle iki-üç günlük bir uğraş sonucu artık tamamen kullanıcılar tarafından katılım yapılabilir hale gelebilir. Yalnız bu arada şunu fark ettim ki, bir Wiki oluşturmak inanılmaz zahmetli ve çok fazla zaman yiyen bir işmiş. Eğer bu tarz bir şey yapmaya karar verirseniz, aklınızda bulunsun, çok zaman harcayacaksınız.
Tabii Wiki'yle alakalı bir diğer gelişme de, her ne kadar hazır olursa olsun, SANCAK çıkmadan hiçbir işe yaramayacak olması. Yani Wiki'yi üç gün sonra açsam hiçbir işe yaramayacak çünkü SANCAK ortada olmayacak. Dolayısıyla bu tarz bir komüniteye sahip olmanın manası olmayacak. Bu da demek oluyor ki, Wiki, SANCAK yayınlanana kadar ortaya çıkmayacak. Ama bence kesinlikle çıktığında bakmaya, girmeye değer bir yer olacak. Çünkü SANCAK ana kitaplarında bulunamayacak pek çok ek kaynak bulunabilecek orada. Daha şimdiden çeşitli fikirlerim mevcut.

Gelişmeler
(Yukarı Çık)
"Pekala, yeni bir oyun fikri, yakın bir gelecekte dahi göremeyeceğimiz bir wiki ve kim bilir başka saçma salak işlerle uğraşmak dışında ne yaptın? SANCAK için neler yaptın bu zaman içinde?" diye soran arkadaşların cevapları buradan başlıyor.
Süvari yaratım kurallarının değişeceğini size daha önceden söylemiştim. Bununla ilgili olarak ilk değişikliği yaptım ve artık binek hayvanı ile binicisi ayrı yaratılıyor. Fakat bu sistemle alakalı pek çok değişiklik gerektiren bir şeymiş, aniden onu fark ettim. O kadar fazla yerin düzenlenmesi gerekiyor ki yeni sisteme uyması için. Bir kısmını düzenledim fakat hala değiştirilmesi gereken yerler mevcut. Bir de yeni bir alt başlık eklenecek. Bu da yaratılması gereken yeni içerik demek. Ama güzel ve dinamik bir sistem olacak. Biniciler hayvanlarından indirilebilecek ve hala hayvanlarının tepesinde olmasalar dahi savaşmaya devam edebilecekler. Bir de tabii bineklerin hiçbiri aynı olmak zorunda olmayacak. Eskisinden çok daha esnek bir süvari sistemi bekliyor bizi. Bu da daha eğlenceli savaşlar yapılabilecek demek bence.
Bu yeni kurallarla birlikte yeni yeni avantajlar da ortaya çıkıyor doğal olarak. Kural kitabının içeriği her geçen gün büyüyor, ne yapacağız hiç bilmiyorum. Öğrenilmesi kolay olacak sanıyorum. Fakat yine de anlaşılması çok kolay olmayabilir oyunun. Mümkün olduğu raddede kolay olmasını istiyorum elbette. Fakat bunu sağlayabileceğimden çok emin değilim.
Bir de oyuna yeni bir "durum" geliyor gibi görünüyor. Çeşitli saldırılarla sağlanabilen ve bu duruma yakalanana bir takım cezalar veren cinsten. Böyle pek çok durum var elbette fakat bununla yeni bir durum oluşuyor ve oyunun gerçekçiliği artıyor. Tabii yapabilip yapamayacağımı göreceğiz. Bir şey de kesin olsa, şaşardım zaten...
Gizli Projelerle ilgili de bir takım gelişmeler oldu ama bunları gizli tutacağım. Çünkü içeriğinden bahsedersem şıp diye anlama ihtimaliniz var. Yavaş yavaş öğreneceksiniz, aceleci olmayınız lütfen.

Anketler
(Yukarı Çık)
Buraya girip çıkan fakat hala anketleri doldurmayanlar var mı, bilemiyorum. Ama gözünüzden kaçmış olabilir diye hatırlatmak istedim. Sağdaki panelde, "Mevcut Anketler" başlığının altındaki iki anketi, zaman harcayıp, doldurursanız çok memnun olurum. Dikkat edin, anketlerden biri iki sayfalık. En altta "sonraki sayfa" yazan yere tıklayarak, bir sonraki sayfayı da doldurmayı unutmayın lütfen.
Bu arada, yeni bir anket düzenleyecektim sanıyorum ama konusunu unuttum. Hatırladığım an yeni bir anket daha geliyor demektir...

Yorumlar
(Yukarı Çık)
Geldik bir standart bölüme daha. Bir önceki blog girdisine yapılan yorumlar ve benim bu yorumlara cevaplarım. Buyrunuz...

Erol dedi ki...
hava durumunda birimlerin farklı şekillerde etkilenmesi şeysinde Berker sanırsam okçuların yağmur yağarken menzillerinin düşmesi durumuyla karşılaşabilirler gibi bir düşünceyle yazdı. Derinlemesine düşününce diğer bir şey de metal kabzalı silah kullanan canların silahlarına daha sıkı yapışması gerektiği olabilir ama bu fazla detay bir şey olur. Variant olarak bir köşede durabilir tabi.

Diğer bir aklıma gelen şey de formasyonların bu dar ve geniş ana başlıklarının altında bir kaç satırlık açıklamalarla kullanılması. Yani bir formasyon genişin alt kategorisidir ve artıları ile eksileri yazılır gibisinden.

Menzilli saldırıya sahip birimlerin menzilli saldırılarıyla alakalı o kadar fazla fikrim var ki... Hepsini uygulayabileceğimden dahi emin değilim. Bakacağız. Belki bir kısmı varyant olarak yer alacak.
Metal silah ve zırha sahip bilimum birimin çok sıcak *VE* çok soğuk havalardan çok etkilenmesi mümkün. Fakat bunu neye göre ayarlayabileceğim de apayrı bir sorun. Fikirlere açığım. Hatta bunu siz yapmak isterseniz, destek de olurum.
Formasyonla alakalı fikrini tuttum. Hatta notlarıma da ekledim. Formasyonların olmasına kesin olarak karar verirsem, senin dediğin gibi olacak büyük ihtimalle. Tabii çok daha iyi bir fikir gelmezse aklıma. Ama sanmıyorum.

Berker dedi ki...
Evet evet menzil de dahil bahsettiğim şeye..yani hava durumunun getirebileceği temel artı ve eksiler.. ben biraz daha komplike düşündüğüm için karışabiliyor tabi :)
Ek olarak sınıf yok biliyorum da işte mesela daha zırhlı (armor point yani) askerlerin sıcak havada eski puan alması gibi düşünmüştüm ben..umarım kendimi açıklayabilmişimdir.

Tamam hava durumunun getirebileceği temel artı ve eksilerle bi sorunumuz yok. Ama birimlere farklı cezalar kısmını hala nasıl çözebileceğimizden emin değilim.
Zırhlara belki özel bir takım değerler eklenebilir. Bu makul. Örneğin hareketi engelleme, hızı düşürme ve uç sıcaklık derecelerinde sorun çıkarma gibi. Bu konuyla alakalı da bir miktar düşünmek gerek. Hoş olabilir öte yandan işleri zorlaştırabilir. Yine bakmak lazım. Playtestlerde görüşürüz.

Didem dedi ki...
Ben biraz daha basit br yorumda bulunacağım. Güncelleme başlığı pek bir soğuk geldi bana. Organizasyon açısından alt başlıklar ve bu başlıklara hooop diye atlamamız hoş bir hadise. Ne var ki Güncelleme: 32.45.3001 tadında rakamsal hadiseler bende mekanik bir his uyandırıyor nasıl desem soğuk resmi robot gibi.Diğer okuyucular bu konuda benim kadar hassas mıdır, o da ayrı mevzu tabi...

Bu yöntem benim de çok hoşuma gitmiyor ama eskisine göre daha çok tercih edebileceğim bir yöntem. O eskinin "şunlar, bunlar, ötekiler ve berikiler" başlık tarzı çok karmaşık, fazla uzun ve gereksiz geliyordu bana. Böyle daha derli toplu gibi. Tabii önerilere açığım.
Gerçekten, bu konuyla alakalı bir fikir üretebilirseniz, çok memnun olurum. Aklıma yatan bir fikir verirseniz derhal onu kullanmaya başlayabilirim bence. Bu sebeple, bu konuyla alakalı fikirlerinizi bekliyorum arkadaşlar.

Son Sözler
(Yukarı Çık)
Evet, bu girdinin içeriği de bu kadarmış. Yine uzunca sayılabilecek bir blog girdisinin sonuna geldiniz. Eğer buraya kadar okuduysanız, teşekkür ederim. Lütfen gelmişken yazdıklarımla ilgili fikirlerinizi yorumlardan bana iletmekten çekinmeyin. Eleştiri ve önerilere her zaman açık bir blog olacak burası. Bu, en temel taşlarımızdan biri.
Gördüğünüz üzere bir de aşağıda dipnotlar var. Böyle de bir güzellik yaptım. Temelde yazdığım yabancı kelime ve terimlerin Türkçelerini sağlamak için kullanacağım bu yöntemi sanıyorum. Belki bazen bir konuyu geçtiği paragraf dışında geliştirmek istersem de kullanabilirim. Olasılıklar sınırsız neticede. Bir de dipnotların yanındaki "geri dön" yazısı, dipnotun verildiği satıra geri dönmenizi sağlıyor. Umursamazca kullanabilirsiniz.
Son olarak, pek çok bağlantı içeriyor bu girdi gördüğünüz üzere. Herhangi bir şekilde yanlışlık olmuş olabilir. Ben kontrol ediyorum fakat bazen gönderme esnasında blogger kodları çok hafifçe bozabiliyor. Eğer kırık bağlantı bulursanız lütfen bana e.posta adresim aracılığıyla haber verin. Çok memnun olurum.
Kendinize iyi bakın ve yeni girdiler için bize ayarlı kalın.


Dipnotlar
1- Tempus fugit: lat. "Zaman (kuş gibi) uçar" (geri dön)
2- Project Violet: ing. Proje Menekşe Moru (geri dön)